This study evaluated the knowledge and attitudes about fever in parents of children admitted to the pediatric emergency department due to fever. The sample of this descriptive cross-sectional study consisted of 160 parents of children aged between 0-12 years old who presented to the pediatric emergency department due to fever. There was no sampling method used in the research. All parents of children who presented to the emergency department due to fever on the exact dates of the study were included in the sample. Research data was collected with the “Personal Information Form”, “Parental Fever Management Scale” and “Parental Fever Knowledge and Attitude Form”. According to our results, 94.4% (n=151) of the children aged between 0-12 years had fever at least once before. 47.5% of the parents considered 38oC and above as fever, and 39.4% considered 37oC and above as. While 30.6% of the parents defined fever as a disease itself, 69.4% of them described it as a symptom of the disease. Almost 1/3 of the parents applied to the emergency room without any intervention when the child's fever increased. The major concern of the parents (61.1%) was if their child would have convulsions when the fever increased. Our results showed that 72.5% of the parents did not receive any training on intervening in a feverish child, 26.9% of those who did were informed by a doctor, and 14.4% by a nurse. With the results of our research, it is recommended to organize training programs to educate parents, to inform families about when to go to the emergency departments in case of fever, to use informative visuals, videos and public tools about common mistakes, the definition and intervals of fever, and to raise awareness.
Üniversite yaşamına adım atmak öğrenciler için önemli bir süreçtir. Yeni beklentilerin ortaya çıktığı bu dönem, öğrencilerin stres düzeylerini artırabilecek birtakım güçlükleri de beraberinde getirmektedir.
Çalışmanın amacı, üniversite hemşirelik öğrencilerinin algıladıkları stres düzeyinin belirlenmesi ve algılanan stres ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Verilerin toplanması anket yöntemiyle gerçekleştirilecektir. Araştırma tanımlayıcı-ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini Kasım 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında İstanbul’da bir vakıf üniversitesinde Hemşirelik Bölümü’nde kayıtlı olan 312 öğrenci oluşturdu. Araştırma 148 öğrenciyle tamamlandı. Veriler "Öğrenci Bilgi Formu’ ‘Hemşirelik Öğrencileri İçin Algılanan Stres Ölçeği (HÖASÖ)’, ‘Biyo-Psiko-Sosyal Cevap Ölçeği (HÖBCÖ)’ ve ‘Stresle Baş Etme Davranışları Ölçeği (HÖSBDÖ)’ kullanılarak toplandı. Verilerin analizi SPSS 26 Statistics Paket Programı aracılığı ile tanımlayıcı, korelasyonel ve karşılaştırmalı istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edildi. Pilot çalışma yöntemi kullanıldı. Çalışmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin cinsiyet dağılımları incelendiğinde; %73,6’sının kadın, %26,4’ünün erkek olduğu bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin yaş dağılımları incelendiğinde; %88,5’inin 18-24 yaş ve %11,5’inin 25-34 yaş aralığında oldukları belirlendi. Ölçeklerin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları HÖASÖ 0.98, HÖSBDÖ, 0.91 HÖBCÖ 0.95 olarak bulundu. Genel olarak öğrencilerin ölçek puan ortalamaları, HÖASÖ 51,59 hemşirelik öğrencilerinin algılanan genel stres düzeylerinin orta seviyede olduğu bulundu. HÖBCÖ 26,50, hemşirelik öğrencilerinin algılanan genel biyo-psiko-sosyal cevap düzeylerinin düşük seviyede olduğu saptandı. HÖSBDÖ 29,58, hemşirelik öğrencilerinin stresle baş etmek için en sık kullandıkları stratejinin “transfer” olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin cinsiyetlerine göre HÖBCÖ ve alt boyutlarından sosyal davranış belirtileri ve duygusal belirtiler puanları arasında anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). Hemşirelik öğrencilerinden kadın olanların, erkek olanlara göre HÖBCÖ ve alt boyutlarından sosyal davranış belirtileri ve duygusal belirtiler puanlarının daha yüksek olduğu bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin algılanan stres tutumları üzerine biyo-psiko-sosyal cevap ve stresle baş etme davranışlarının anlamlı etkisinin olduğu bulundu. Hemşirelik öğrencilerinin algılanan stres düzeyleri puanları arttıkça, biyo-psiko-sosyal cevap ve stresle baş etme davranış puanlarının da artacağını gösterdi. Ölçeklerin daha çok örneklem gruplarına uygulanmasına ve ileri araştırmalar yapılmasına gerek vardır. Yapılan bu çalışma gelecekte hemşirelik öğrencilerinin klinikte yaşadıkları stresi, strese verdikleri cevabı ve baş etmelerini belirlemede Z kuşağını yansıtan yeni ölçme araçlarının oluşturulmasına da rehberlik edebilir.
Araştırmanın yürütülebilmesi için Arel Üniversitesi Etik Kurulu’ndan Sayı No E-52857131-050.06.04-261401 (24.03.2023 tarih ve 2023/06 No’lu KARAR NO-08) ile etik onay alınmıştır.
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Dahili Hastalıklar Hemşireliği |
Bölüm | Araştırma Makalesi |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 21 Temmuz 2024 |
Yayımlanma Tarihi | 11 Ağustos 2024 |
Gönderilme Tarihi | 29 Mayıs 2024 |
Kabul Tarihi | 3 Temmuz 2024 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Cilt: 8 Sayı: 2 |
Lisans: CC BY 4.0