Throughout Turkish and world history, there have been periods of significant productivity as well as times marked by crises. The Ottoman Empire, which ruled over a vast region from the Adriatic to the Great Wall of China with justice, mercy, and respect for the language, religion, and customs of its subjects for centuries, lagged behind the Western advancements in science and technology and began to experience a gradual disintegration from the 19th century. This situation had profound effects on the conscience of Ottoman intellectuals, prompting them to seek solutions. The threat of Western imperialism, which oppressed Ottoman culture, led to the emergence of new ideas. Said Halim Paşa, who became Grand Vizier of the Ottoman Empire, presented his thoughts on this matter in Buhranlarımız, a theoretical work written in prose. Meanwhile, Mehmet Akif Ersoy, the poet of the Turkish national anthem, laid the foundations of Islamist ideology through his socially themed poetry in Safahat, which serves as a reference for future generations. In essence, the ideas discussed in Buhranlarımız were embodied in Safahat through their concrete expression in real-life social events and facts, presented in an aesthetic language. Both works, one in prose and the other in poetry, explore similar themes from an Islamic perspective. These include nationalism, the environment in literature, spiritual homeland, Japanese civilization, family, the causes of the Islamic world's backwardness, superstitions, and imitation. Both intellectuals argued that Islam, as practiced during the Age of Felicity, should be freed from superstitions and returned to its essence, that the concept of nationalism based on race should be abandoned, that writers should reflect the voice of their own souls rather than mimic Western ideals, and that the idea of homeland should encompass more than just land, sea, and air, placing particular importance on preserving spirituality. They also suggested that Japanese civilization, rather than the West, should serve as a model, due to the West's imperialist ambitions in the East. Both intellectuals pointed to the lack of consciousness as the primary reason for the backwardness of the Islamic world. This study examines the similarities and differences in the works Safahat and Buhranlarımız based on the discussed themes.
Safahat Mehmet Akif Ersoy Sait Halim Pasha Islamism Buhranlarımız
Türk ve dünya tarihinde dünya kültür tarihi açısından verimli dönemlerle birlikte bunalımlarla dolu sahneler yaşanmıştır. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniş bir coğrafyaya asırlar boyunca adaletle, merhametle, insan haklarına, tebaanın diline, dinine ve mabetlerine saygı göstererek hükmeden Osmanlı İmparatorluğu, Batı’nın bilim ve teknikteki ilerleyişi karşısında oldukça yavaş kalmış ve 19. asırdan başlayarak adım adım dağılma sürecini yaşamıştır. Bu durum, Osmanlı aydınının vicdanında derin akisler oluşturmuş ve onları çareler üretmeye itmiştir. Batı emperyalizminin Osmanlı kültürünü tehdit edip baskı altına alması, yeni fikirleri gündeme getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda sadrazamlık makamına kadar yükselen Said Halim Paşa, düz yazı formunda kaleme aldığı Buhranlarımız adlı eserinde teorik düzlemde olmak üzere; İstiklâl Marşı’mızın şairi Mehmet Âkif Ersoy da gelecek nesillere bir başucu kitabı olarak bıraktığı Safahat’ta İslamcılık ideolojisinin temel taşlarını bir nevi sosyal temalı şiirlerle sanat alanında uygulamaya koyarak yeni çıkış yolları üretme yoluna gitmişlerdir. Bir başka deyişle Buhranlarımız’da ileri sürülen fikirler, Safahat’ta estetik bir dille sosyal olay ve olgularla hayata aktarılarak somutlaştırılmıştır. Biri düz yazı diğeri şiir formundaki iki eserde İslamcılık göstergeleri bakımından benzer konulara değinilmiştir. Kavmiyetçilik, taklitçilik, edebiyatta muhit, manevi vatan, Batı’ya alternative olarak değerlendirilen Japon medeniyeti, aile, hurafeler ve İslam toplumlarının geri kalma sebepleri başlıkları altında eserlerinden yola çıkarak incelenen her iki isim de birbirine çok yakın görüşler ortaya koymuşlardır. Her iki aydın da hurafelerden ayrıştırılarak Asr-ı Saadet’teki İslam’ın özüne dönülmesini, ırka dayalı milliyetçilik fikrinden derhal vazgeçilmesini, ediplerimizin ortaya koydukları eserlerde Batı’nın ruhunu yansıtmak yerine kendi ruhumuzun sesini yansıtmalarını, vatan kavramının sadece toprak, deniz ve havadan ibaret olmadığını, özellikle maneviyatımızın korunması gerektiğini, emperyalist ideallerle Doğu’ya el atan Batı’nın örnek alınması yerine yeni parlayan Japon Medeniyeti’nin örnek alınmasını talep etmişlerdir. İslam dünyasının geri kalmışlığının temel sebebinin şuur eksikliği olduğu konularında bir biri ile yan yana yürüyen görüşler ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada Safahat ve Buhranlarımız adlı eserlerde ele alınanlardan yola çıkılarak benzerlik ve farklılıklar irdelenmiştir.
Safahat Buhranlarımız Mehmet Âkif Ersoy Sait Halim Paşa İslâmcılık
Birincil Dil | Türkçe |
---|---|
Konular | Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları (Diğer) |
Bölüm | Araştırma Makaleleri |
Yazarlar | |
Erken Görünüm Tarihi | 10 Kasım 2024 |
Yayımlanma Tarihi | 28 Aralık 2024 |
Gönderilme Tarihi | 23 Ağustos 2024 |
Kabul Tarihi | 5 Kasım 2024 |
Yayımlandığı Sayı | Yıl 2024 Sayı: 17 |
This journal is a member of and subscribes to the principles of the Committee on Publication Ethics. |
IBAD Sosyal Bilimler Dergisi I (online) ISSN 2687-2811